Daily Archives: January 14, 2009

the most beautiful words I wanted to tell you I haven’t said yet…

Üsküdar , Bosphorus and İstanbul

Üsküdar , Bosphorus and İstanbul

I am celebrating birthday of Nazim Hikmet.

Autobiography

I was born in 1902
I never once went back to my birthplace
I don’t like to turn back
at three I served as a pasha’s grandson in Aleppo
at nineteen as a student at Moscow Communist University
at forty-nine I was back in Moscow as the Tcheka Party’s guest
and I’ve been a poet since I was fourteen
some people know all about plants some about fish
I know separation
some people know the names of the stars by heart
I recite absences
I’ve slept in prisons and in grand hotels
I’ve known hunger even a hunger strike and there’s almost no food
I haven’t tasted
at thirty they wanted to hang me
at forty-eight to give me the Peace Prize
which they did
at thirty-six I covered four square meters of concrete in half a year
at fifty-nine I flew from Prague to Havana in eighteen hours
I never saw Lenin I stood watch at his coffin in ‘24
in ‘61 the tomb I visit is his books
they tried to tear me away from my party
it didn’t work
nor was I crushed under the falling idols
in ‘51 I sailed with a young friend into the teeth of death
in ‘52 I spent four months flat on my back with a broken heart
waiting to die
I was jealous of the women I loved
I didn’t envy Charlie Chaplin one bit
I deceived my women
I never talked my friends’ backs
I drank but not every day
I earned my bread money honestly what happiness
out of embarrassment for others I lied
I lied so as not to hurt someone else
but I also lied for no reason at all
I’ve ridden in trains planes and cars
most people don’t get the chance
I went to opera
most people haven’t even heard of the opera
and since ‘21 I haven’t gone to the places most people visit
mosques churches temples synagogues sorcerers
but I’ve had my coffee grounds read
my writings are published in thirty or forty languages
in my Turkey in my Turkish they’re banned

cancer hasn’t caught up with me yet
and nothing says it will
I’ll never be a prime minister or anything like that
and I wouldn’t want such a life
nor did I go to war
or burrow in bomb shelters in the bottom of the night
and I never had to take to the road under diving planes
but I fell in love at almost sixty
in short comrades
even if today in Berlin I’m croaking of grief
I can say I’ve lived like a human being
and who knows
how much longer I’ll live
what else will happen to me

Nazim Hikmet
Trans. by Randy Blasing and Mutlu Konuk (1993)


Otobiyografi

1902’de doğdum
doğduğum şehre dönmedim bir daha
geriye dönmeyi sevmem
üç yaşımda Halep’te paşa torunluğu ettim
on dokuzumda Moskova’da komünist Üniversite öğrenciliği
kırk dokuzumda yine Moskova’da Tseka-Parti konukluğu
ve on dördümden beri şairlik ederim

kimi insan otların kimi insan balıkların çeşidini bilir
ben ayrılıkların
kimi insan ezbere sayar yıldızların adını
ben hasretlerin

hapislerde de yattım büyük otellerde de
açlık çektim açlık gırevi de içinde ve tatmadığım yemek yok gibidir

otuzumda asılmamı istediler
kırk sekizimde Barış madalyasının bana verilmesini
verdiler de
otuz altımda yarım yılda geçtim dört metre kare betonu
elli dokuzumda on sekiz saatta uçtum Pırağ’dan Havana’ya

Lenin’i görmedim nöbet tuttum tabutunun başında 924’de
961’de ziyaret ettiğim anıtkabri kitaplarıdır

partimden koparmağa yeltendiler beni
sökmedi
yıkılan putların altında da ezilmedim

951’de bir denizde genç bir arkadaşla yürüdüm üstüne ölümün
52’de çatlak bir yürekle dört ay sırtüstü bekledim ölümü

sevdiğim kadınları deli gibi kıskandım
şu kadarcık haset etmedim Şarlo’ya bile
aldattım kadınlarımı
konuşmadım arkasından dostlarımın

içtim ama akşamcı olmadım
hep alnımın teriyle çıkardım ekmek paramı ne mutlu bana

başkasının hesabına utandım yalan söyledim
yalan söyledim başkasını üzmemek için
ama durup dururken de yalan söyledim

bindim tirene uçağa otomobile
çoğunluk binemiyor
operaya gittim
çoğunluk gidemiyor adını bile duymamış operanın
çoğunluğun gittiği kimi yerlere de ben gitmedim 21’den beri
camiye kiliseye tapınağa havraya büyücüye
ama kahve falıma baktırdığım oldu

yazılarım otuz kırk dilde basılır
Türkiye’mde Türkçemle yasak

kansere yakalanmadım daha
yakalanmam da şart değil
başbakan filân olacağım yok
meraklısı da değilim bu işin
bir de harbe girmedim
sığınaklara da inmedim gece yarıları
yollara da düşmedim pike yapan uçakların altında
ama sevdalandım altmışıma yakın
sözün kısası yoldaşlar
bugün Berlin’de kederden gebermekte olsam da
insanca yaşadım diyebilirim
ve daha ne kadar yaşarım
başımdan neler geçer daha
kim bilir.

Nazım Hikmet

This autobiography was written in east Berlin on 11 September 1961

Salad

Salad by chief,  pentax k10d

Salad by chief, pentax k10d

From raki and meze serie :  Walnut and salad :)  We may talk more …

Blue door

Rumi Mehmet Camii, üsküdar , istanbul, pentax k10d

Rumi Mehmet Camii, üsküdar , istanbul, pentax k10d

lower gate of mosque is on the Şemsipaşa.

old wooden house and garden

old wooden house, üsküdar istanbul, pentax k10d

old wooden house, üsküdar istanbul, pentax k10d

Kaptan Paşa Camii, Üsküdar

Kaptan pasa mosque, üsküdar , istanbul, pentax k10d

Kaptan pasa mosque, üsküdar , istanbul, pentax k10d

Wooden face of Kaptan Pasha Mosque and hodja.